Lubunya Nedir? Lubunyaların Konuştuğu Dil Lubunca Nedir?
Lubunya Nedir? Lubunyaların Konuştuğu Dil Lubunca Nedir? Son zamanlarda bu terimler merak edilir oldu. İnternet çağına girdiğimizden beri, ilk defa duyduğumuz Lubunya ve Lubunca kelimelerine aşina olduk. Öncelikle herkesin merak ettiği Lubunya Nedir ve Lubunca ne Demektir onları kısaca yanıtlamaya çalışalım.
Lubunya kelimesini ilk defa duyanlar mutlaka olmuştur. Hele Lubunca kelimesini bir çok kişinin duymadığına eminiz. Şimdi sizlere çok nadir de olsa kulağımıza çalınan Lubunya Nedir? Lubunyaların Konuştuğu Dil Lubunca Nedir? sorusuna yanıt verelim. Tabii ki önce Lubunya Nedir? onu yanıtlayalım.
içindekiler
Lubunya Nedir?
Lubunya‘nın kısaca anlamı kadınsı tavırlı erkek eşcinsel demektir. Lubunya kelimesi, Türkiye’de özellikle LGBTQ+ topluluğu içinde kullanılan bir argo terimdir. Bu kelime, genellikle eşcinsel erkekleri, trans kadınları ya da genel olarak queer bireyleri ifade etmek için kullanılır. Ancak bu kullanım, dışlayıcı değil; aksine bir dayanışma, aidiyet ve kimlik ifadesidir. Lubunya olmak, sadece bir cinsel yönelimi değil; aynı zamanda bir yaşam tarzını, kültürel bir dili ve topluluk içi kardeşliği de kapsar.
Lubunya, Türkiye’de özellikle LGBTİ+ topluluğu içinde kullanılan bir argo kelimedir. Genellikle eşcinsel erkekler için kullanılır, ancak bazı trans bireyler arasında da kullanılabilir. Bu kelime, lubunca denilen, LGBTİ+ bireyler arasında konuşulan gizli argonun bir parçasıdır.
Lubunya kelimesi bazen “feminen, gösterişli ya da açık sözlü eşcinsel” anlamında, bazen de sadece “eşcinsel birey” anlamında kullanılır. Kullanıldığı yere ve kişilere göre, eğlenceli, samimi veya küçümseyici bir anlam taşıyabilir. Kısacası: Lubunya = LGBTİ+ argosunda eşcinsel birey (genellikle eşcinsel erkekler için söylenmektedir.
Lubunya, hayatın kenarında değil, tam da merkezinde dimdik duran bir kimliğin adıdır. Renkli, başkaldıran, çoğu zaman görünmez kılınmak istenen ama hep var olan bir varoluş biçimidir. Bir lubunya, bazen geceleri topuklu ayakkabılarıyla kaldırımları arşınlayan bir hikâyedir, bazen de kendi öyküsünü suskunluğa yazdırmayan bir çığlık.
Lubunya kelimesi, “LGBT bireylerin kendi aralarında oluşturduğu” özgün bir dil olan lubuncadan türemiştir. Lubunca, Türkiye’de queer bireylerin hem kendilerini korumak hem de ifade etmek için geliştirdikleri gizli ama güçlü bir dildir. Bu dilde “lubunya“, sadece bir insanı tanımlamaz; aynı zamanda onun yaşadığı acıyı, sevdayı, mücadeleyi ve neşeyi de taşır. Kısacası; Lubunya, toplumun dışladığı ama kendini yok saydırmayan bir topluluğun kendi içinden doğurduğu bir ses, bir kelime değil bir kimliktir. Her lubunya, kendi özgürlük manifestosunu yaşayan bir bireydir.
Lubunya Kelimesinin Tarihçesi ve Kökeni
Lubunya, 20. yüzyılın ortalarından itibaren özellikle Türkiye’de, sokakta, sahnede, kuaför salonlarında, kabarelerde ve trans kadınların yaşadığı mahallelerde yankılanmaya başlamış bir kelimedir. Kelimenin kesin kökeni bilinmemekle birlikte, bazı dilbilimciler ve araştırmacılar bu kelimenin “Yunan kökenli”, bazıları ise Osmanlı dönemindeki Arapça-Farsça etkili halk ağızlarına dayandığını öne sürer. Ancak gerçek şu ki, lubunya, halkın değil, halk içinde dışlananların, yani LGBTQ+ bireylerin ortak belleğinde doğmuş ve büyümüştür.
Lubunca Nedir? (Lubunyaların Konuştuğu Dil)
Lubunca, Türkiye’de özellikle eşcinsel erkekler, travestiler ve trans kadınlar tarafından kullanılan bir gizli argo dilidir. Bu dil, hem dış dünyaya karşı bir koruma kalkanı hem de topluluk içi bir şifreli iletişim aracı olarak gelişmiştir. Amacı:
– Polisten,
– Aileden,
– Toplumun dışlayıcı gözlerinden
kimliklerini gizlemek ama birbirlerini bulabilmek, tanıyabilmek ve dayanışmak.
Lubunca’da bazı kelimeler:
- Lubunya: LGBT birey
- Manti: Polis
- Kodu: Göz
- Gacı: Kadın
- Takoz: Heteroseksüel erkek
- Balamoz: Çirkin ya da kaba yaşlı erkek
- abuş: öpmek
- albergo: otel
- alıkmak: yapmak
- altım: yanım
- babilof: bok
- babilof naşlatmak: gaz çıkarmak
- badem: göz
- badem şekeri: bahriyeli
- balamoz: yaşlı erkek
- balina: asker
- Belde: Para
- beldeli koli: paralı karşılığı sevişmek
- beldeli laço: aktif fahişe, jigolo,
- but: büyük, çok büyük.
- cangal: ayakkabı
- cici: meni, sperm
- cici naşlatmak: boşalmak
- cıvır: kız
- concon: daşşak
- çark yapmak: dolaşmak, aranmak,
- çerçeve: yüz
- çorcu: hırsız
- çorlamak : çalmak, hırsızlık yapmak
- digin: hem aktif hem pasif olabilen erkek; heteroseksüel görünümlü pasif gay
- deber: para
- elvan: orta boy
- ezik: dövmek, bağırmak, küfür etmek
- gacı: kadın
- gacıvarı: kadınsı
- gerim: ben
- gullüm: eğlence, gırgır, şamata
- habbe: yemek
- happutka: kadınlık organı
- hatay’a gitmek: 31 çekmek
- kakiz naşlatmak: sıçmak
- kaşar: tecrübeli
- kevaşe: orospu
- kezban: saf, tecrübesiz, hiçbir şeyden haberi olmayan
- koli: cinsel ilişki, sevişmek, sex, partner
- kolika: makyaj
- kolitirika naşlatmak: tüyleri kesmek, ağda yaptırmak
- koliye naşlamak: müşteriye, sevgiliye, partnere gitmek
- köfte yapmak: kolinin penisiyle oynamak
- kür: yalan
- kür alıkmak: yalan söylemek
- kür koli vermek: anal sekste kandırmak
- kürdan: ince, küçük
- laço: maskülen tavırlı, genelde aktif gay ya da straight erkek, yetiskin aktif erkek
- laçovari: maskülen, erkeksi
- laki: ahlak polisi
- lapuş yapmak: öpüşmek
- lavaj: anüs temizliği
- lubunya: feminen pasif gay
- madi: kötü, fesat; kalitesiz, uyduruk, bela, çirkin, olumsuz
- madilik: kötülük, bela çıkartmak, çıldırmak
- malamoz: yaşlı erkek
- manti: genç aktif erkek
- maydanoz: saç
- minco: göt
- nafta: orta yaşlı erkek
- nakka: yok
- nakka trika: tüysüz
- naşlamak: gitmek, kaçmak, olmak
- naşlatmak: yollamak, göndermek
- paparon: polis
- pare: para
- pişar naşlatmak: işemek, çiş yapmak
- piyiz: içki
- piiz: içki
- pöçük: heteroseksüel görünümlü pasif erkek.
- puri: yaşlı gay, yaşlı eşcinsel
- putka: kadin cinsel organı, vajina
- similya: erkek cinsel organ, penis
- similyayı naşlatmak: erekte olmak
- sipali: para
- sipet: oral seks
- sipsi: sigara
- sirkaf: ev, yer
- sürüngen: gaylere musallat olup onların sırtından geçinenler
- şarıl şarıl: tavırları ve hareketleri fazlaca feminen olan
- şebzü: beşyüz
- şorşak: çocuk
- şovşak: ergen çocuk
- şugar: yakışıklı, güzel, hoş
- şugariyet: takı, ziynet eşyası
- taliga: araba
- talikatör: taksici
- tarika: bıyık
- tariz: aşık,sevgili
- tato: hamam
- tikelmek: bakmak
- tita: meme
- tokmakçı: aktif erkek
- trika: kıl, sakal
- vakko alıkmak: telefon numarası vermek
- zırıl zırıl: çok feminen, kendini belli eden
| Lubunca | Anlamı |
|---|---|
| madilik | kötülük, problem |
| gaco | erkek |
| gacı | kadın |
| yeldirme | güzel/çekici kadın |
| manti | sevgili, flört |
| balam | aşkım, sevgilim |
| bacı | kız kardeş, yakın arkadaş |
| kodaman | zengin veya güçlü biri |
| kılıbık | uysal erkek (ironik anlamda da) |
Durumlar ve Eylemler
| Lubunca | Anlamı |
|---|---|
| dalmak | flört etmek, asılmak |
| yol yapmak | göz koymak, ilgilenmek |
| düşmek | âşık olmak, kaptırmak |
| girmek | bir ortama dahil olmak |
| patlamak | yakalanmak, ifşa olmak |
| darlamak | sıkmak, bunaltmak |
Günlük Hayattan
| Lubunca | Anlamı |
|---|---|
| pilav | para |
| çemkirmek | bağırmak, çıkışmak |
| kıro | görgüsüz erkek |
| kapak olmak | utanmak, rezil olmak |
| şıkır | şık, gösterişli |
| kıvırtmak | kıvırmak, vazgeçmek |
Bu kelimeler genellikle Türkçe, Romanca (Roman dili), Ermenice, Yunanca, Fransızca gibi dillerin kırıntılarından harmanlanarak oluşmuştur.
Kültürel Etkisi ve Toplumsal Anlamı
Lubunya kelimesi, zaman içinde bir hakaret ya da küçümseme aracı olmaktan çıkıp, topluluk içinde bir gurur ve aidiyet ifadesine dönüşmüştür. Bugün birçok lubunya, bu kelimeyi gururla sahiplenir, tıpkı “queer” kelimesinin Batı’daki dönüşümünde olduğu gibi. Lubunya olmak; bazen hayatı boyunca saklanmak zorunda kalan bir insanın ilk kez adını duyurması, bazen de sokakta, sahnede, politik alanda “Ben de buradayım!” demesidir.
Lubunca ve lubunya kültürü, Türkiye’de queer direnişinin görünmez ama güçlü damarlarından biridir. Tiyatrolarda, edebiyatta, sokak performanslarında, sosyal medyada ve aktivizm sahasında bu dilin izlerine sıkça rastlanır. Çünkü lubunya dili; acıyla yoğrulmuş, kahkahayla taşlanmış, dirençle parlatılmış bir mirastır.
